KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DÖNEM SONUNDA DİKKATE ALINMASI GEREKENİŞLEMLER
Erkan GÜRBOĞA
Gelirler Başkontrolörü
I-GENEL BİLGİ
Dönem sonu işlemleri, belli bir tarih itibariyle işletmenin mali tablolarının doğru oluşturulması ve işletmenin ticari ve mali karının yasalar uygun tespiti açısından varlık ve kaynakların envanteri ile bu varlık ve kaynakların değerleme işlemine tabi tutulmasıdır. 213 sayılı Vergi usul kanunun 186’ncı maddesinde envanter çıkarmak; bilanço günündeki mevcutları,alacakları ve borçları saymak,ölçmek,tartmak ve değerlendirmek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmek olarak tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre işletmede çıkarılan envanter sonucunda mal sayım fazlalıkları veya eksikliklerinin tespiti halinde katma değer vergisi yönüyle yapılması gereken işlemler bulunmaktadır. Bunun yanında Katma Değer Vergisi Kanunundayıl sonlarında yapılması gereken işlemlerde hüküm altına alınmıştır.
Bu yazımızda katma değer vergisi yönünden mükelleflerin dönem sonlarında dikkate almaları gereken hususlara ilişkin görüşlerimize yer verilecektir.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DÖNEM SONUNDA DİKKATE ALINMASI GEREKENİŞLEMLER
A-İndirim Hakkının Takvim Yılı Sonuna Kadar Kullanılması
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 29/3 maddesi indirim zamanını hüküm altına almıştır. Anılan madde hükmüne göre; indirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir. Buna göre, fatura ve benzeri vesikalar 10 gün içinde defterlere kaydedilebilecek, indirim hakkı ise vesikaların kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir. Ancak bu indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu yıl içinde kullanılması yani yılın aşılmaması gerekir.Örneğin; 28 Ağustos 2009 tarihli alış faturasının on günlük süreyi aşmayacak şekilde 5 Eylül 2009 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde faturada gösterilen katma değer vergisi Eylül 2009 dönemi işlemlerine dahil edilerek indirim konusu yapılabilecektir.
Mükellefler bu suretle belgeleri kanuni sürenin geçmesinden sonra defter kayıtlarına almaları halinde de fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilen katma değer vergisi bu belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir. Örneğin;28 Ağustos 2009 tarihli faturanın 16 Ekim 2009 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde Ekim 2009, 4 Kasım 2009 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde de Kasım 2009 vergilendirme dönemlerinde indirim konusu yapılabilecektir. Ancak her halükarda 2009 yılının içinde kesilen faturanın o yıl defterine kayıt edilip, yine o yılda indirim konusu yapılması gerekmekte olup, yukarıdaki örnekte belirtilen faturada yer alan verginin Ocak 2010 veya müteakip vergilendirme dönemlerinde indirimi söz konusu olamayacaktır.
Yıl aşılması nedeniyle indirim konusu yapılamayan bu katma değer vergisi işin mahiyetine göre gider veya maliyet yazılacaktır. Konuya ilişkin olarak İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 08 Mayıs 2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01/KDV.02.401/3981sayılı özelgesinde;
“ ilgili takvim yılından sonraki dönemde gelen ve geldiği dönemdeki kayıtlara intikal ettirilen ancak, vergi dahil toplam bedel üzerinden düzenlenen faturalarda yer alan tutarların Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indiriminin mümkün bulunması halinde, toplam tutar içinde yer alan katma değer vergisinin de gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.”şeklinde idari görüş bildirilmiştir.
Diğer taraftan kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflerde indirim hakkının özel hesap döneminin sonuna kadar kullanılması gerekir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun kayıt nizamına ilişkin 219. maddesinin "a" bendinde; "Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir" hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 352/1-6. maddesinde ise bu hükme aykırı hareket edilmesi halinde, l. derece usulsüzlük cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Mükelleflerin alış ve giderlerine ilişkin vesikaların kendi iradeleri dışındaki sebeplerle işletmeye kayıt süresi geçtikten sonra intikal etmesi halinde, ispat ve tevsik edilmek şartıyla olayın mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve vesikaların kayıt süresinden sonra kayda alınması mümkündür.
B- Katma Değer Vergisi İçin Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılması
Maliye Bakanlığınca yayımlanan 334 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin (V) bölümünde kredili mal veya hizmet satışları üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin tahsilinin şüpheli hale geldiği durumda karşılık ayrılıp ayrılamayacağı hususunda tereddüde düşüldüğü belirtilerek; katma değer vergisi, ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve işletmenin alışları sırasında ödediği, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal (veya hizmet) tesliminden (veya ifasından) kaynaklanan bir alacak olduğu bu itibarla, katma değer vergisinden kaynaklanan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi; Vergi Usul kanunun 323’ncü madde hükmünde yer alan şartların mevcut olması, alacağın ilgili dönemin kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde mümkün olacağı belirtilmiştir.
C- Fatura Ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmeyip, Yıl Sonlarında, Belli Bir Dönem Sonunda Ya Da Belli Bir Ciro Aşıldığında Iskontolarda Durum :
Maliye Bakanlığınca yayımlanan 26 Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalara göre; fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonralarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu ıskontosu gibi adlarla) yapılan ödemeler ise katma değer vergisine tabi olacaktır. Zira, bu tür bir iskonto doğrudan satılan malla ilgili değildir. Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın yada çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş ana firmaya karşı verilen bir hizmettir. Çünkü, ana firma ile satıcı firma arasında düzenlenen sözleşmeye göre (yazılı veya sözlü), satıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye (iskontoya) hak kazanmıştır.
Bu nedenle, yukarıda belirtilen şekilde uygulanan ve Katma Değer Vergisi Kanununun 4. maddesi çerçevesinde "hizmet" kapsamına giren bu işlemlere ait iskontolar, aynı Kanunun 1/1. maddesi uyarınca vergiye tabi tutulacaktır.
Diğer taraftan katma değer vergisi kanunun 27/5 maddesi uyarınca Serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz hükmü nedeniyle; tarife bedelinden bir iskonto yapılsa dahi, KDV’nin, tarife bedeli esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. İskonto tutarı ancak, hizmetin tarifede gösterilen ücretten daha yüksek bir bedelle yapılması halinde, iskonto KDV matrahına dahil edilmeyecektir.
Bazı firmalar siparişte bulunan müşterilerine, o siparişin bedelinde indirim yapmak yerine bu bedeli sabit tutup, müşteriye fazladan mal göndermek suretiyle iskonto uygulamakta ve bu mal fazlalığının KDV karşısındaki durumu tereddüt konusu olmaktadır.Bedelden indirim şeklinde yapılanlar dışında doğrudan bedelsiz mal verilmesi suretiyle yapılan iskontolar KDV’ ye tabi bulunmaktadır. Doğrudan bedelsiz mal verilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, fatura ve benzeri belgelerde gösterilse dahi, KDV Kanununun 3/a maddesine göre KDV’ye tabi olacaktır. Bu şekilde gerçekleştirilen ayni iskontoların matrahı ise, bedelsiz verilen malların emsal bedeli olacaktır. İskonto adı altında bedelsiz olarak verilen malların emsal bedellerinin KDV matrahından indirilmesi mümkün olmayıp, verginin iskonto olarak verilen malların emsal bedelleri de dahil olmak üzere toplam satış bedeli üzerinden hesaplanması gerekir. Örneğin; 100 birim mal satan firmanın,satışını yaptığı malların yanında 5 birim malı da iskonto adı altındabedelsiz olarak vermesi halinde bu mal teslim hükümleri çerçevesinde katma değer vergisine tabi olacağından, bedelinin de katma değer vergisi matrahından indirimi söz konusu olmayacaktır. Ayni ıskontonun bedelsiz mal verilmesi şeklinde değil, bedelden indirim şeklinde yapılması, faturada ayrıca gösterilmesi ve yapılan iskonto miktarının ticari teamüllere de uygun olması şartıyla Kanun’un 35/a maddesine göre iskonto bedeli katma değer vergisi matrahına dahil edilmeyecektir. Örneğin; 100 birim malın yanında 5 birim malın da bedelsiz verilmesi öngörülüyorsa, faturada 105 birim malın bedelinin yanında, bedelsiz verilmesi öngörülen 5 birim malın bedelinin iskonto olarak gösterilmesi ve KDV’nin 100 birim mal üzerinden hesaplanması durumunda iskonto tutarı KDV matrahından düşülebilecektir. [1][1]
Nitekim İstanbul Defterdarlığıncaverilen 25.09.2000 tarih ve sayılı özelgede ;” İlgide kayıtlı dilekçenizde, şirketinizin LPG gazı satışı yaptığı, bu satışlarda belli bir ölçüde gaz alan müşterilerinize belli bir oranda bedava gaz vermeyi düşündüğünüz belirtilerek vereceğiniz gazın promosyon sayılıp sayılmayacağı ve KDV karşısındaki durumun ne olacağı hususundaki görüşümüz sorulmaktadır.
3065 Sayılı KDV Kanunu’nun 25/a maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların KDV matrahına dahil olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (1) bölümünde, fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) ödenen iskontoların, satıcı firma tarafından ana firmaya verilen bir hizmetin karşılığı olduğu açıklanarak, KDV Kanunu’nun 1/1. maddesi gereğince vergiye tabi olacağı belirtilmiştir.
İskontoların satış bedelinden indirim şeklinde değil, mal olarak verilmesi suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, ayni iskontolar diğer bir anlatımla iskonto adı altında verilen mallar faturada gösterilse dahi katma değer vergisi matrahından düşülmeyecek, Kanunun teslim hükümlerine göre vergilendirilecektir.
Öte yandan, ayni iskontoların bedelsiz mal olarak verilmesi yerine, bedelden indirim şeklinde yapılması, faturada ayrıca gösterilmesi ve ticari teamüllere uygun olması halinde, ayni iskontolar KDV matrahına dahil olmayacaktır.
Buna göre, firmanızdan belli litre LPG gazı alan müşterilerinize aldıkları gazın %10 oranında bedava gaz verilmesi bir teslim olacağından KDV’ne tabi olacaktır.” şeklinde idari görüş bildirilmiştir.
D-İşi Bırakan Mükellefler İndiremedikleri Katma Değer Vergilerini Gider Yazabilirler
Katma değer vergisinin en temel özelliklerinden biri de indirim mekanizmasıdır. Yasal zorunluluklar nedeniyle indirim mekanizmasının kullanılamadığı durumlarda, yasada belirtilmiş olması şartıyla indirimle giderilemeyen vergiler ya mükellefe iade edilmekte yada gider veya maliyet olarak dikkate alınmaktadır. İşi terk eden mükelleflerin indirimle gideremedikleri katma değer vergilerinin mükelleflere iade edileceğine ilişkin olarak mevzuatımızda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.Buna karşın katma değer vergisi kanunun 58’nci maddesi uyarınca yasadan kaynaklanan ve indirilebilir özelliğini kaybeden katma değer vergileri gider olarak dikkate alınabilir.
Nitekim Maliye Bakanlığın’ca verilen 12.04.2001 tarih ve 20161 sayılı Özelgede;”31.12.2000 tarihinde faaliyetini terk eden mükellefin indirim yolu ile gideremediği vergilerin 2000 yılına ait gelir vergisi matrahının tespitinde geder veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınmasında bir sakınca yoktur”şeklinde idari görüş bildirmiştir.
E-İndirilemeyen Katma Değer Vergisinin Gider Yazılması
Katma Değer Vergisi Kanunun 30’ncu maddesi uyarınca aşağıda belirtilen Katma değer vergileri indirim konusu yapılamaz.
a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisi,
b) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi,
c)Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi,
d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi
Yukarıda yer alan katma değer vergileri(d bendinde belirtilen hariç) katma değer vergisi Kanunun 58’nci maddesi uyarınca gider ve maliyet olarak dikkate alınır. Ancak, Gelir Ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergilerinin de kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.
F-Mal Sayım Noksanlıkları Veya Fazlalığı
İşletmeler dönem sonlarında stoklarının fiili envanteri ve kaydi envanterini tespit etmek zorundadırlar. Bu envanter sonucunda mal stoklarının fiili envanterinin ve kaydi envanterinin birbiriyle uyumlu olmaları gerekir.Farklılık bulunması halinde işletmeler tarafından bunun nedenlerinin araştırılması gerekir. Fiili ve kaydi envanterin birbiriyle uyumlu olmaması şu nedenlerden kaynaklanabilir.
-Kayıtlara girdiği halde fiilen işletmeye girmemiş mallar,
-İşletmeden çıktığı halde kayıtlara geçmemiş mallar,
-Konsinye olarak gönderilen mallar,
-Fire ve kayıplar
- v.s
Yukarıda yer alan nedenler çoğaltılabilir. İşletmeden çıktığı halde kayıtlara girmemiş malların nedenleri araştırılmalı, gerekirse düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle katma değer vergilerinin beyanı sağlanmalıdır. Diğer taraftan mal sayım noksanlıklarının işletme sahip ve sahiplerince işletmeden bedelsiz çekilen mallardan oluşması halinde katma değer vergisi kanunun 27’nci maddesine göre bedelsiz çekilen malların emsal bedeli tespit edilerek, katma değer vergisi hesaplanmalı ve beyan edilmelidir. Diğer taraftan noksanlığın zayi olmadan kaynaklandığının tespiti halinde katma değer vergisi kanunun 30/c maddesine göre hareket edilerek,söz konusu zayi olan mallara ilişkin katma değer vergisinin hesaplanan katma değer vergilerine ilave edilmesi gerekir. Diğer taraftan zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmış ise de, fire, bir malın imalat süresince veya tüketiciye arzına kadar kendi doğal akışı içinde uğradığı kayıp olduğundan, imalat sırasında meydana gelen firelerin zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. İmalat artıkları, işletmelerin asıl üretim konusunu teşkil etmemekte, asıl ürünlerin imalatı sırasında fire veya atık olarak ortaya çıkmaktadır. Satışa konu olsalar dahi, işletmenin amacı bu fire ve atıkları imal etmek olmadığından, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında bunlara ayrıca bir maliyet izafe edilmemektedir. Bu nedenle firelere ait katma değer vergilerinin zayi olan mallar gibi değerlendirilerek beyan edilmesine gerek bulunmamaktadır.
G- İndirimli Orana Tabi İşlerde KDViadesi
İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmı, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. İade talebi en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilecektir. 3 aylık vergilendirme dönemine tabi olan mükelleflerde iade talebi en erken izleyen yılın ilk 3 aylık, en geç üçüncü 3 aylık vergilendirme dönemlerine ait beyannamelerle yapılabilecektir.
H- İşletmede Çekilen Mallar
Katma Değer Vergisi Kanunun 4’ncü maddesi uyarınca vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesi teslim sayılmıştır. Örneğin akaryakıt ticareti ile uğraşan bir şahsın bu akaryakıtın bir kısmını özel otomobilinde kullanması veya ticaretini yaptığı dayanıklı tüketim mallarından bir kısmını kendi şahsi ihtiyacında kullanmak üzere işletmeden çekmesi veya ücret, ikramiye, hediye, teberru gibi adlarla işletme personeline vermesi de teslim sayılarak vergiye tabi tutulacaktır. Bu gibi hallerde işletmeden çekilen değerlerin bu Kanunun 27. maddesi uyarınca Vergi Usul Kanununa göre emsal bedeli ile değerlendirilmesi gerekecektir.
I- Hediye ve Eşantiyon Olarak Verilen Mallar
Bir malın yanında ayrıca bir bedel tahsil edilmeksizin başka bir malın verilmesi veya numune ya da eşantiyon mallar verilmesi şeklinde ortaya çıkan teslimler ile gazete, dergi vb. yayın faaliyetinde bulunan kuruluşların, bu yayınlarının tirajını artırmak amacıyla düzenledikleri promosyon kampanyalarının katma değer vergisi karşısındaki durumu 25/12/1995 tarih ve 22504 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 50 Seri numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Anılan tebliğde yer alan açıklamalar aşağıdadır.
1. Promosyon Ürünleri :
Ticari hayatta, ticareti yapılan mallara olan talebin artırılması amacıyla, bir takım pazarlama teknikleri geliştirilmekte, satışı yapılan malın yanında başka bir malın ayrıca bir bedel alınmaksızın verilmesi de sıkça karşılaşılan bir pazarlama tekniği olarak ortaya çıkmaktadır. Bir malın tasarruf hakkının malik veya adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devri olarak tanımlanan teslim hükümleri çerçevesinde ticari bir işletmenin yaptığı bedelsiz teslimler de katma değer vergisine konu olmaktadır.
Ancak, firmaların iktisadi faaliyetini genişletme, emsal işletmelerle rekabet edebilme, üretim veya satışını yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla bir malın yanında başka bir mal verilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerde, promosyon ürünü açısından bir bedelsiz teslim söz konusu olmamaktadır. Zira, firmanın genişleyen faaliyetiyle bağlantılı olarak işletmede yaratılan katma değer artmaktadır. Nitekim piyasadan satın alınan veya ithal edilen malların promosyon ürünü olarak müşterilere verilmesi, mükellefler açısından pazarlama gideri niteliğini taşımakta ve bu malların alış bedelleri Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine göre gider olarak kaydedilebilmektedir.
Dolayısıyla, firmanın yarattığı katma değer içerisinde vergilenen promosyon mallarının müşterilere verilmesi sırasında katma değer vergisi hesaplanmasına gerek bulunmamakta ve bu ürünler için yüklenilen katma değer vergisinin ise prensip olarak indirim konusu yapılması gerekmektedir. Ancak;
- Satışı yapılan mala ait katma değer vergisi oranına eşit veya daha düşük oranda olması halinde promosyon ürünü için yüklenilen katma değer vergisinin tamamının indirim konusu yapılması,
- Satışı yapılan malın tabi olduğu katma değer vergisi oranından yüksek olması halinde ise promosyon ürünü için yüklenilen katma değer vergisinden, satışı yapılan malın tabi olduğu orana isabet eden kısmın indirim konusu yapılması, kalan kısmın gelir veya kurumlar vergisi açısından gider veya maliyet olarak dikkate alınması,
Gerekmektedir.
Her iki durumda da, promosyon ürünü olarak satın alınan, ithal edilen ya da aynı işletmede imal veya inşa edilen malların; ne kadarının aynı dönemde ayrıca bir bedel tahsil edilmeksizin verileceği, ne kadarının stoklarda kalacağı bilinemediğinden bu mallara ilişkin olarak yüklenilen vergi, öncelikle "indirilecek katma değer vergisi" hesabına alınacaktır. Birinci durumda, promosyon mallarının alımı, imal veya inşası ile her hangi bir bedel alınmaksızın müşterilere verilmesi işleminin aynı dönemde veya farklı dönemlerde gerçekleşmesi, bu mallarla ilgili olarak yüklenilip indirim konusu yapılacak katma değer vergisi açısından bir önem taşımamaktadır.
Promosyon ürününün tabi olduğu katma değer vergisi oranının, satışı yapılan malın tabi olduğu orandan yüksek olduğu hallerde ise;
- Promosyon olarak verilen malların alımı, imal veya inşası ile ayrıca bir bedel tahsil edilmeksizin müşterilere verilmesi işleminin aynı dönemde gerçekleşmesi halinde bu mallarla ilgili olarak yüklenilen ve öncelikle "indirilecek katma değer vergisi" hesabına alınmış olan katma değer vergisinden, satışı yapılan malın tabi olduğu orana isabet eden kısım dışındaki tutar, "indirilecek katma değer vergisi" hesabından çıkarılarak gider hesaplarına intikal ettirilecektir.
- Promosyon, ürününün satın alındığı ya da işletmede imal veya inşa edildiği dönemde değil de, daha sonraki dönemlerde müşterilere verilmesi halinde ise bu ürünlerle ilgili olarak malların satın alındığı, imal veya inşa edildiği dönem beyannamesinde "indirilecek katma değer vergisi" olarak beyan edilen tutardan, satışı yapılan malın tabi olduğu orana isabet eden kısmın düşülmesinden sonra kalan tutar, ürünlerin ayrıca bir bedel alınmaksızın teslim edildiği dönem beyannamesine dahil edilerek beyan edilecek ve aynı miktar gider veya maliyet hesaplarına alınacaktır.
Promosyon ürünü için yüklenilen vergiden indirim konusu yapılacak kısım;
|
Promosyon ürünü için yüklenilen vergi tutarı |
X
|
Satışı yapılan malın tabi olduğu oran |
|
Promosyon ürününün tabi olduğu oran |
formülü ile hesaplanacak, artan kısım gider veya maliyet olarak dikkate alınacaktır.
Öte yandan, promosyon ürünü olarak verilen malların alışı sırasında yapılan diğer giderlere ilişkin yüklenilen katma değer vergilerinin genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacağı tabidir.
2. Eşantiyon Veya Numune Mallar Verilmesi :
Firmaların belirli zamanlarda, özellikle dini bayramlarda ve yılbaşlarında kendi tanıtımlarını yapmak amacıyla her hangi bir bedel almaksızın kalem, anahtarlık, ajanda, takvim ve benzeri eşya dağıtmaları geleneksel hale gelmiştir. Ticari hayatta eşantiyon olarak adlandırılan bu ürünler, her ne kadar işletmede tüketilmemekte ise de ayni pazarlama gideri niteliğinde olduğundan, bu ürünlerin müşterilere ayrıca bir bedel alınmaksızın teslimi katma değer vergisi hesaplanmasını gerektirmemektedir.
Diğer taraftan, firmalar halen satışını yaptıkları veya piyasaya yeni çıkardıkları bir ürünün tanıtımını sağlamak amacıyla numune mallar üretmekte ve bu malları da ayrıca bir bedel tahsil etmeksizin vermektedir. Ana malın bütün, özelliklerini taşımakla birlikte, satışa konu edilemeyecek bir miktarla sınırlı olan ve üzerinde "Numunedir, parayla satılmaz, vb." ibareleri taşıyan bu mallar da, işletmede tüketilmemekle birlikte ayni pazarlama gideri özelliğini taşıdığından, bu malların bedel alınmaksızın. teslimi de eşantiyonlarda olduğu gibi katma değer vergisi hesaplanmasını gerektirmemektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde gerek numune, gerekse eşantiyon adı altında teslim edilen malların;
- Ticari teamüllere uygun nitelikte ve miktarda olması,
- Ayrıca bir satışa konu olmayacak şekilde verilmesi,
halinde katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.
Bu şartlara ilaveten, numune malların firmanın ünvanı ve para ile satılmayacağını belirten bir şerhi taşıması gerekmektedir.
İşletmenin iktisadi faaliyetini yaygınlaştırmaya ve tanıtmaya yönelik olarak verilen bu mallar için yüklenilen vergiler, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.
Esasen ticari hayatta yerini bulan promosyonlar ile işletme açısından ayni pazarlama gideri niteliğinde olan eşantiyon ve numunelerin; bedel tahsil edilmeksizin müşterilere verilmesi işlemi katma değer vergisine tabi olmamakla birlikte, bu ürünleri bedelsiz olarak alan kişi ve kuruluşların, söz konusu malları gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olarak ticâri bir işleme konu etmeleri halinde, bu teslim işleminin katma değer vergisine tabi olacağı ve malın ait olduğu oran üzerinden vergi hesaplanması gerekeceği açıktır.
III-SONUÇ
Katma Değer Vergisi Kanununda dönem sonunda dikkate alınması gereken hususlar yazımızın II. bölümünde yer alan açıklamalarla sınırlı olmayıp, gelir veya kurumlar vergisi yönünden yapılan dönem sonu işlemlerin Katma Değer Vergisi Kanunun konusuna girip girmediği hususlarının da araştırılarak sonuca bağlanması gerekir.
Yaralanılan Kaynaklar
-Katma Değer Vergisi Kanunu ve Tebliğleri
-Vergi Usul Kanunu ve Tebliğleri
-Maliye Bakanlığı Özelgeleri
[1] Ersin KILINÇ www.vergidegundem.com/files/Makale2Haziran2004.doc