K.D.V İNDİRİM UYGULAMASINDA MÜTESELSİL SORUMLULUĞUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Erkan GURBOGA
Gelirler Kontrolörü
I. Genel Bilgi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11'nci maddesine 3239 sayılı Kanunun 2. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında, mal alım ve satım, ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden alım satıma taraf olanlar ile hizmetten yararlananların, aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanların müteselsilen sorumlu tutulacakları öngörülmüştür.
Anılan madde gerekçesinde ise, kesilen vergiler ve tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlaka vergi dairesine yatırılmasının amaçlandığı belirtilmiş olup, vergiyi kestiği veya tahsil ettiği halde vergi dairesine yatırmayanların zorlanarak ve bu görevlerini yerine getirmelerini sağlamak için alım satıma taraf olanlar ve hizmetten yararlananlar müteselsilen sorumlu tutularak gerçek yükümlünün bu görevini yapmasını ve özellikle paravan şirket kurulmasını önlemek maksadıyla bu hükmün 11. maddeye eklendiği vurgulanmıştır.
Bu yazımızda, KDV indirim uygulamasında müteselsil sorumluluğa ilişkin olarak ortaya çıkan bazı sorulara yanıt verilmesi amaçlanmıştır.
II. Müteselsil Sorumluluk KDV İndirimi İçin Zorunlu mudur?
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29'uncu maddesine göre, mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini veyahut ithal ettikleri mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri katma değer vergisini indirebileceklerdir. Esasen katma değer vergisinin en önemli özelliği de bu mekanizmaya sahip olmasıdır. İndirim mekanizmasının varlığının bir sonucu olarak, bir mal veya hizmet üzerindeki vergi yükü, o mal veya hizmetin nihai tüketiciye intikal ettirildiği bedel ile vergi nispetinin çarpımı kadar olacaktır.
Mükellefin indirim konusu yaptığı verginin daha önceki safhalarda vergi dairesine intikal ettirilmiş olması gerekir. (KDVK 1 no'lu Genel Tebliği VIII bölüm) Bu nedenlerle, müteselsil sorumluluk KDV indirimi için bir zorunluluktur. Böylece hazineye intikal ettirilmiş bulunan katma değer vergisinin indirime konu edilmesi sağlanacaktır.
III. Müteselsil Sorumluluğun Koşulları Nelerdir?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1 l'inci maddesine 3239 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle eklenen 5. fıkrasında müteselsil sorumluluğun şartları sınırları ve bu konuya ilişkin usul ve esaslarının belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Konumuza ilişkin olarak Bakanlıkça yayınlanan 38 numaralı KDVK Genel Tebliğinin I. bölümü aynen aşağıya alınmıştır.
"213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11. maddesine 3239 sayılı Kanunun 2. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, vergiye tabi işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim veya iade konusu yapılan katma değer vergisinin ilgili mükellefler tarafından beyan edilerek ödenmemiş olduğunun yapılan incelemelerle tespit edilmesi halinde ziyaa uğratılan katma değer vergisi yönünden mükellefle birlikte, işleme taraf olanlar ile aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar"
Bu durumda, müteselsil sorumluluğun koşulları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
- Gerçek ve tüzel kişilerin müteselsil sorumlu tutulabilmeleri için; işleme taraf olmaları gerekir. Kişilerin iktisadi bir işlemde alıcı veya satıcı konumunda olmaları işleme taraf olduklarını gösterir.
- Müteselsil sorumluluk uygulaması, sadece işleme taraf olanlarla sınırlı değildir. Kanun ve tebliğ gereğince, işleme taraf olanların dışında, bir muamelede, zımmen dahi olsa irtibat kuran kişilerde müteselsil sorumludurlar. Dolayısıyla, bir muamelede, aracılık yapan, alıcı ve satıcıyı bir organizasyon dahilinde buluşturan, veya kasten vergi kaçırmaya yönelik organizasyonlar tertipleyen kişiler müteselsil sorumludurlar.
Kanun koyucunun, bu hükümle, paravan şirket kurup, kurdurup vergi ziyama sebebiyet veren kişileri hedef aldığı gerekçeden anlaşılmaktadır.
- Mütesel sorumlu tutulmanın diğer bir koşulu da ortada ziyaa uğratılan bir katma değer vergisinin olduğunun vergi inceleme raporu ile tespit edilmiş olmasıdır. Vergi inceleme raporları ile, ziyaa uğratılan katma değer vergisinin belirlenmemesi durumunda müteselsil sorumluluktan sözedilemiyecektir. Ayrıca, işleme açık veya zımmi olarak ilişki içeresinde bulunan gerçek veya tüzel kişilerin açıkça ortaya konması gerekir. Tarafları kesin ve net olarak ortaya konulmayan işlemlerde katma değer vergisi ziyaı ortaya konulsa bile müteselsil sorumluluktan sözedilemiyecektir.
IV. Tarafların Vergi Ziyamın Oluşumunda Kasten Birlikte Hareket Etmeleri Aranılacak mıdır?
Tarafların vergi ziyamın oluşmasında kasten birlikte hareket etmeleri koşulunun aranılmaması gerekir.
Çünkü, vergi kesenlerin sorumluluğunu düzenleyen Vergi Usul Kanununun 11 nci maddesinde, vergilendirmeye ilişkin ödevlerin yerine getirilmemesi halinde, alım satıma taraf olanlar ile hizmetten yararlananlar ve aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit edilenler başkaca bir koşul aranmaksızın ödenmeyen vergilerden sorumlu tutulmuştur. Bu da göstermektedir ki, kanun koyucu sorumluluk uygulamasında işleme taraf olmayı ya da ilişkili olmayı yeterli görmüş, vergi ziyama sebebiyet vermek amacıyla birlikte hareket etmek gibi bir koşul aramamıştır.
Ancak Danıştayın bu konuda farklı görüşleri de vardır.
Danıştay Dokuzuncu Dairesi, "Kişi ve kuruluşlar arasında vergiyi ziyaa uğratma yönünde bir irtibat bulunduğunun idarece tespit edilmesi veya hükme esas alınabilecek kuvvette bir izlenim edinilmesi şarttır" gerekçesiyle sorumlu adına cezalı tarhiyat yapılmasında isabet görmemiştir(1)
V. İyi Niyetli Olmak Müteselsil Sorumluluğu Kaldırır mı?
Müteselsil sorumluluğu düzenleyen V.U.K.'nun 11. maddesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurusu üzerine, konuya ilişkin olarak mahkemece verilen iptal kararı gerekçe özeti aşağıda sunulmuştur.(2)
" Gerçi vergisini ödemiş bulunan bir kimsenin, kendi bilgisi ve isti-
ği dışında, ödediği verginin vergi dairesine ulaşmamış olması nedeniyle, ikinci defa ödemeye mecbur bırakılması ilk bakışta hakkaniyet ve genel hukuk ilkelerine aykırı düşmekteyse de, vergi sisteminin verimli, etkin ve adaletli bir biçimde işlemesini sağlamak için bu tür bir otokontrol mekanizmasının getirilmesi yasa koyucu tarafından gerekli görülmüştür. Bunda kamu yararının korunması açısından zaruret vardır. Objektif sorumluluk adı verilen böyle bir sorumluluk pek çok ülkenin vergi hukukunda yer almış olduğu gibi, 1950 yılından beri Türk Vergi Usul Kanunu'nda da mevcuttur."
Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kararına rağmen Danıştayın çeşitli tarihlerde verdiği kararlarda iyi niyetli kişilerin diğer kişilerin fiilleri nedeniyle ziyaa uğratılan vergilerden sorumlu olamayacaklarına karar verilmiştir. Bu kararlardan bazıları aşağıya alınmıştır.
"Yasaların kendilerine yüklediği ödevleri eksiksiz olarak yerine getiren hüsnü niyetli mükelleflerin, diğer kişilerin vergi ödeyip ödemediklerini takip etmesi ve onları bu yönde icrai güçle zorlaması imkansız olduğundan, bu kişilerin hareketlerinden sorumlu tutulması hukukun temel ilkelerine aykırı düşer. (Dnş. 9. D.T. 27.10.1993, E. 1992/5079, K. 1993/3840)"
"... İhracatın gerçek olduğu mal temini sırasında yükümlünün katma değer vergisi ödediği sabit olduğundan, bunun akside idarece kanıtlanamadı-ğından ve katma değer vergisini tahsil ettiği halde vergi dairesine yatırmayan kişiler ile yükümlü arasında bir irtibat bulunduğu hususunda tespit yapılamadığından, yükümlünün 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11/3 maddesine göre verginin ödenmesinde sorumlu tutularak adına cezalı tarhiyat yapılmasında isabet görülmemiştir. (Dnş. 9. D., T. 26.10.1993, E. 1992/4540, K. 1993/3751)"
VI. Müteselsil Sorumlu Tutulanın Uzlaşma Hakkı Varandır?
213 sayılı V.U.K.'nun 1 l'nci maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk, esas yükümlünün tahsil edilen katma değer vergisin hazineye intikal ettirmemesinden doğar. Dolayısıyla, Vergi İnceleme Raporuna istinaden tarh, tahakkuk aşamasından geçen katma değer vergisinin süresinde ödenmemesi durumunda yine raporda belirtilmek koşuluyla müteselsil sorumluluk aşaması başlar.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca, ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin cezaların tahakkuk edecekleri miktarları konusunda idare, mükellef veya cezaya muhatap olanlarla uzlaşabilir keza ek 4'ncü maddenin ikinci fıkrası uyarıncada mükellef veya cezaya muhatap olanlar için vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılır.
Uzlaşma henüz tarhiyat aşamasını (veya tarhiyat öncesi) ilgilendiren bir husus olduğu için, bu aşamada müteselsil sorumluluk sözkonusu değildir. Müteselsil sorumluluk, tarh ve tahakkuk eden ödeme aşamasına gelip ödenmeyen vergilerde sözkonusudur. Yani, esas yükümlü adına tarh edilmiş tahakkuk etmiş, vadesinde ödenmemiş, 6183 sayılı A.A.T. H.K. hükümlerinde belirtilen takibat aşamalarına rağmen ödenmemiş Vergi borçları için müteselsil sorumluluk sözkonusu olup, bu aşamada uzlaşma imkanı bulunmamaktadır.
Ancak, asıl yükümlünün düzenlenen vergi inceleme raporu üzerine uzlaşma talep etmesi ve uzlaşması durumunda, müteselsil sorumluluk uzlaşılan ve fakat ödenmeyen vergi ve ceza tutarlarını kapsaması gerekir.
VII. Gerçek Yükümlü Borcundan Kurtulmaktamıdır?
Müteselsil sorumlu tutulan kişinin, borcu ödemesi durumunda, gerçek yükümlü katma değer vergisi borcundan kurtulmaktadır. Ancak Müteselsil sorumlu tutularak ödemede bulunan kişiler ödedikleri katma değer vergisinden (cezalar ve faizler dahil) dolayı asıl mükellefe rücü etme hakları vardır. (V.U.K. md. 11)
VIII. Sonuç
Müteselsil sorumluluk uygulaması ile, tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlak surette hazine intikali amaçlanmıştır. Esasen katma değer vergisi indirim sistemi düşünüldüğünde bunun bir zorunluluk olduğuda ortaya çıkacaktır. Aksi takdirde, esas olarak nihai tüketiciden tahsil edilen kamu alacağı hazineye intikal etmeyerek, üretim ile tüketim zinciri arasında biri kaybolacak, ayrıca işlemin iadeye konu olması durumunda da hazineden
KDV iadesi adı altında haksız yere ödemelerin yapılmasına neden olacaktır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin karar gerekçesinde de belirtildiği gibi müteselsil sorumluluk katma değer vergisi sisteminin verimli etkin ve adaletli bir biçimde işlemesini sağlaması ve kamu yarararının korunması açısından zorunludur.
KDV indirim uygulamasında müteselsil sorumluluğa ilişkin ortaya çıkan sorular elbetteki, bu yazımızda cevabı aranan sorularla sınırlı değildir. Her olayın özelliğine göre bir çok soruyla karşılaşılabilir. Ancak, müteselsil sorumluluk müessesiyle neyin amaçlandığının bilinmesi, bir çok sorunun yanıtını da beraberinde getirecektir.
(1) Dnş. 3. D. T. 26.10.1993, E 1992/4540, K. 1993/3751
(2) Anayasa Mahkemesinin 19.3.1987 tarih ve E. 1986/5 k. 1987/7 sayılı kararı, 12.11.1987 tarih ve 19632 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.