LİMİTED ŞİRKETLERDE KANUNİ TEMSİLCİLERİN BELİRLENMESİ VE TÜRK TİCARET KANUNU İLE VERGİ KANUNLARI AÇISINDAN SORUMLULUK DURUMU
Erkan GÜRBOĞA Figen AKGÜL
Gelirler Kontrolörleri
1- GİRİŞ
Ülkemizde diğer şirket nevilerine göre, sayıca fazla olan Limited Şirketlerin, mali mevzuat karşısındaki durumu önemlilik arz etmektedir. Limited Şirketin, ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin sorumluluklarının kapsamı, hangi hallerde şirkete, ortaklarına ve kanuni temsilcilerine başvurulacağının yeterince bilinememesi uygulamada birçok ihtilaflara neden olmaktadır. Örneğin şirketin malvarlığından tamamıyla alınamayan bir amme alacağı için ortakların tümüne ödeme emri gönderilmekte, kanuni temsilciler gözardı edilebilmekte veya ortaklar taahhüt ettikleri sermayeyi aşan bir miktarda sorumlu tutulabilmektedir. Çeşitli Danıştay kararlarından esinlenerek alınan bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Vergi kanunlarımız; Limited şirketlere ilişkin yükümlülüklerde öncelikle şirketin tüzel kişiliğini esas almakta, şirket varlığından tahsil edilemeyen amme alacağından kanuni temsilcileri tüm varlığıyla sorumlu tutarak, ortakların da koyacakları ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı tutarında sorumlu olacaklarını belirlemiştir. Dolayısıyla tüm malvarlığıyla sınırsız sorumlu tutulan kanuni temsilcilerin kim olduğunun belirlenmesi ve bunların sorumluluk durumunun bilinmesini gerektirmektedir.
Limited şirketlerde kanuni temsilcilerin kimler olduğu Türk Ticaret Kanunu'nda, iflas durumunda da İcra İflas Kanunu'nda belirlenmiştir.
Bu yazımızda, anılan kanunlarda belirlenen kanuni temsilcilerin kimler olduğu ve bunların Vergi Kanunlarındaki sorumluluk durumları irdelenecektir.
II- T.T.K.'NA GÖRE LİMİTED ŞİRKETLERDE SORUMLULUK DURUMU VE KANUNİ TEMSİLCİNİN BELİRLENMESİ
1- Genel Açıklama
İki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulup, ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi belli olan şirketlere limited şirket denir. (T.T.K. Md.503).
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde kanuni temsilcilerin ödevi, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 35. maddesinde Limited Ortakların Amme Borçları ve mükerrer 35. maddede Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu'na ilişkin hükümler bulunmaktadır. Anılan hükümlere ilişkin geniş açıklamalar bu yazının III. bölümünde yer almaktadır. Bu bölümde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre Limited Şirketlerde kanuni temsilcinin kimler olduğu ve bunların sorumluluklarına ilişkin açıklamalara yer verilecektir.
2- Limited Şirketin Ortaklarının Sorumluluğu
T.T.K.'nun 503'üncü maddesinde Limited Şirketlere ilişkin olarak verilen tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, şirket ortaklarının sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.
Ortakların şirkete koyacakları sermaye tutan en az yirmibeş milyon Türk Lirası veya bunların katları olması, her halükârda şirketin esas sermayesinin toplamı beşyüz milyon Türk lirasından aşağı olmaması gerekir. (T.T.K. md.507)
Dolayısıyla, her bir ortak, en az yirmibeş milyon Türk Lirası sermaye taahhüt ederek limited şirkete ortak olabilecek, şirket borçlarına karşı sorumluluğu da en az yirmibeş milyon Türk Lirasından başlayacaktır.
3- Limited Şirketlerde Kanuni Temsilcinin Belirlenmesi
a) Limited Şirket Ortaklarının Kanuni Temsilciliği
Limited şirketlerde aksi kararlaştırılmadıkça, ortakların hepsi müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkilidirler. Şirket sözleşmesinde veya Genel Kurul Kararı ile şirketi idare ve temsil yetkisi ortaklardan birine veya birkaçına bırakılabilir. (T.T.K. md.540) Bu durumda limited şirketin kanuni temsilcisi sözleşme veya Genel Kurul Kararı ile kendisine yetki verilen kişi veya kişilerdir.
b) Kuruluştan Sonra Alınan Ortağın Kanuni Temsilciliği
Şirket kuruluşunda aksine hüküm olmadıkça ortakların hepsi şirketi idare ve temsile yetkili oldukları halde, kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, şirketi idare ve temsile yetkili değildirler. Ancak, şirket genel kurulu kuruluştan sonra alınan ortak veya ortakların şirketi idare ve temsiline karar verebilir. Bu durumda kuruluştan sonra alınan ortak veya ortaklar şirketi idare ve temsil edebilirler. (T.T.K. md.540)
c) Limited Şirkete Ortak Bulunan Tüzel Kişilerin Kanuni Temsilcilikleri
Limited şirketlerin gerek kuruluşlarında gerekse kuruluşlarından sonra gerçek kişiler ortak olabileceği gibi, tüzel kişilerin de ortaklığı kabul edilmektedir. (T.T.K. md.540)
Limited şirketin temsilcileri arasında bir tüzel kişi bulunduğu takdirde, ancak o tüzel kişiyi temsil eden gerçek kişiler limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan olunur.
d) Ortak Olmayanların Kanuni Temsilciliği
Limited şirketlerde, şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla şirketin idare ve temsili ortak olmayan kimselere de bırakılabilir. (T.T.K. md.541) Bu durumda ortak olmayan kimseler şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla şirketin kanuni temsilcisi olurlar.
e) Şirket Tescilinden Önce Yapılan Muamelelerde Sorumluluk
Limited şirketin tescilinden önce, şirket adına muamelelerde bulunulmuş ise muameleyi yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumludurlar. Bu sorumluluk muamelelerin ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça bil-dirilmişse şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık bir müddet içinde şirket genel kurulu tarafından kabul edilinceye kadar devam eder. (T.T.K. md.512)
f) Tasfiye Halinde Şirketin Kanuni Temsilciliği
Limited şirketlerde tasfiye memurlarının tayinine ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu'ndaki Anonim Şirketlere ilişkin hüküm uygulanacaktır. (T.T.K. md.552)
Limited şirketlerde tasfiye memurları esas sözleşme veya genel kurul kararıyla atanırlar (T.T.K. md.441). Bu şekilde atanan tasfiye memurları genel kurul tarafından her zaman azil ve yerlerine yenileri tayin olunabilir. Pay sahiplerinden birinin talebiyle mahkeme haklı sebepler dolayısıyla tasfiyeye memur kimseleri azil ve yerlerine yenilerini tayin edebilir. (T.T.K. md.442)
Dolayısıyla tasfiye memurları,
• Esas sözleşmeyle,
• Genel kurul kararıyla,
• Mahkeme kararıyla tayin olunurlar.
Ancak, iflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından icra ve iflas kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil selahiyetlerini ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için muhafaza ederler (T.T.K. md.437).
İflas halinde, üç kişiden müteşekkil iflas idaresi oluşur. (İ.İ.K. md.223). Bu durumda masanın kanuni temsilcisi iflas idaresidir. (İ.İ.K. md.226)
İcra İflas Kanununun 227. maddesi uyarınca iflas idaresini teşkil edenler, kusurlarından ileri gelen zarardan sorumludurlar. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.
g- Kanuni Temsilcilerin Tescil ve İlanı
Limited şirketin kurulabilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınması gerekir. (T.T.K. md.509) Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alındıktan sonra şirket müdürlerinin ad ve soyadları ile şirketin ne suretle temsil edileceği hususlarının tescili için ticaret sicili memurluğuna baş vurulur. (T.T.K. md.510)
Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra şirketi kimlerin ne suretle temsil edecekleri ticaret siciline tescil ve ilan olunur. (T.T.K. md.511) Şirket Ticaret Siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Limited şirketin kuruluşundan sonraki dönemlerde kanuni temsilcilerin değişmesi (şirket sözleşmesi, genel kurul kararı, mahkeme karan ile) durumunda bu değişikliklerde ticaret siciline tescil ve ilan edilir. (T.T.K. 33, 510,515).
Tasfiye memurlarının tayin edilmesi durumunda, tasfiye memurlarının ad ve soyadlannın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. (T.T.K. md. 441, 552) Tasfiye memurlarının mahkeme kararıyla azil ve yerlerine yenileri tayin edildiği takdirde, bunlar kendilerini tescil ve ilan ettirirler. (T.T.K. md.442)
III- LİMİTED ŞİRKETLERDE VERGİ KANUNLARI AÇISINDAN SORUMLULUK
Limited şirketlerde, şirket faaliyetlerinden dolayı, gerek şirket tüzel kişiliğinin gerekse ortaklar ve kanuni temsilcilerin vergi kanunları açısından sorumluluklarını belirlemek uygulamada idare ve mükellef açısından büyük önem taşımaktadır.
6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanun gereğince takibat işlemlerinin kimler hakkında yapılacağı, 213 sayılı V.U.K.'nun 141. maddesinde belirtilen inceleme tutanaklarını imzalayacak ilgililerin kimler olduğu, yine V.U.K.'nun 344-359. maddesinde belirtilen kaçakçılık cezalan nedeni ile veya diğer vergi kanunlarında belirtilen başka nedenler ile hapis cezasının kimler hakkında isteneceği gibi sorunlann çözümü, şirketlerin, ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin vergi kanunları karşısında sorumluluk derecelerini saptamak ile mümkündür.
Bu nedenle bu bölümde genel olarak Vergi Usul Kanunu'nda ve 6183 sayılı A.A.T.U.H.K. da sorumluluk düzenlemelerine yer verilip, limited şirketin, ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin vergi kanunları karşısında sorumluluklan açıklanacaktır.
1- Genel Açıklama
Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesiyle, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kisiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri ile yabancı şahıs ve kurumların Türkiye'deki temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükmün V.U.K. kapsamı dışında vergi alacakları hakkında (fiyat farkı, kur farkı, haksız yere alınan ihracatta vergi iadesi, kaynak kullanımı destekleme primi gibi) uygulanıp uygulanmayacağı ihtilaflara yol açtığından, 213 sayılı V.U.K.'nun 10. maddesine paralel olarak 02.06.1995 gün ve 2201 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4108 sayılı Kanun ile 6182 sayılı Kanuna aşağıda belirtilen mükerrer 35. madde eklenmiştir.
"Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi malvarlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzelkişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldıramaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler."
Görüldüğü üzere, şirketlerde vergilendirme ile ilgili ödevleri kanuni temsilcilerin yerine getirmesi, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri halinde, şirket tüzel kişiliğinden alınamayan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin malvarlığından tahsil edilmesi esastır. Ancak bu durum, aşağıdaki bölümlerde açıklanacağı üzere limited şirketlerde özellik arz etmektedir.
2- Limited Şirket Tüzel Kişiliğinin Sorumluluğu
Limited şirketlerde, şirket tüzel kişiliği kurumlar vergisi mükellefidir. Bu nedenle tarh edilecek vergiler ve kesilecek vergi cezaları şirket tüzelkişiliğinden istenir. Ancak hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirecek bir durumun sözkonusu olması halinde, bu cezalar cezaların şahsiliği prensibinden dolayı kanuni temsilciler adına hükmolunur. Şirket tüzelkişiliği kanuni ödevlerini yerine getirmek için kanuni temsilci belirler. Limited Şirketlerde kanuni temsilcilerin kimler olduğunu daha önce açıklamıştık.
Bilindiği gibi, 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun 3. maddesinde amme borçlusu veya borçlu teriminin amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Dolayısı ile asıl amme borçlusu şirket tüzel kişiliğidir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi kanuni temsilciler hakkında takibe geçilmeden önce asıl amme borçlusu yani şirket tüzel kişiliği hakkında takibat yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Sözkonusu maddede yer alan "..malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacakları.." hükmü, amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takip muameleleri sonucunda; amme borçlusunun haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen malvarlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını ifade etmektedir.
Amme borçlusunun malvarlığından "..tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları.." ifadesi ise amme borçlusunun yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunmaması, amme borçlusunun haczedilen malvarlığına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu tespit edilen değerlerin amme alacağını karşılamaması, borçlunun iflas etmiş olması halinde iflas idaresi ile kurulan irtibat sonucu amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerine rağmen amme alacağının amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu halleri kapsamaktadır.
Buna göre, amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip muameleleri sonucunda yukarıda belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul edilecek ve takip muamelesine kanuni temsilciler adına 6183 sayılı Kanunun 55. maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanacak-tır(1)
Danıştay da bir çok kararında kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenebilmesi için, ödeme emri düzenlediği tarih itibari ile şirketin vergi borcunu ödeyemeyecek durumda olması gerektiğini hatta bu durumun bir belge veya bilgi ile ibraz edilebilir durumda bulunması gerektiğini belirtmiştir/2)
3- Şirket Ortaklarının Sorumluluğu
Limited şirketlerde ortakların sorumluluğu şirketin yönetiminde sorumlu olup olmadıkları yani kanuni temsilci olup olmadıklarına göre değişiklik arz etmektedir.
6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun 35. maddesinde, Limited Şirket ortaklarının ödenmeyen ve tahsil imkanı olmayan amme borçlarından dolayı ortakların vazettikleri veya vaz'ını taahhüt eyledikleri sermaye miktarından doğrudan doğruya mesul ve bu kanun hükümleri gereğince takibata tabi tutulacakları öngörülmüştür.
Ancak ortaklar aynı zamanda kanuni temsilci niteliğinde ise 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun mükerrer 35. maddesi uyarınca amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumlu tutulacaktır.
Daha önce açıklandığı üzere Türk Ticaret Kanunu'na göre limited şirketlerde ortakların sorumluluğu, taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Şirket alacakları, şirketi takip suretiyle, ortakların koymuş bulunduğu sermaye miktarı kadar alacaklarını tahsil edebilirler.
Amme borcundan kaçınmak amacı ile limited şirket kuran kişiler nez-dinde, amme alacağını güvence altına almak üzere 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi ile, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre mevcut olan sınırlı sorumluluğa ilaveten, ortakların koyduğu veya koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarınca şahsi sorumlulukları öngörülmüştür.
Bu nedenle, bir limited şirketin amme alacağından olan borcunu karşılamaya şirket sermayesi yetmez ise, alacaklı amme idaresi, o şirket ortaklarının koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı bir miktar üzerinden şahsi mallarını takibe alacak, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca sözkonusu tutarda ödeme emri tebliğ edecektir.
Uygulamada limited şirket ortaklarının limited şirketin borçlarından dolayı 6183 sayılı kanunun 35. maddesinde belirtilen miktarda her yıl ayrı ayrı mı yoksa bütün borçlar için tek bir defada mı sorumlu olacağına dair sorunlar çıkmaktadır.
Madde hükmüne bakılacak olursa şirket ortaklarının amme borçlarından her yıl ayrı ayrı sorumlu olacaklarına ilişkin açıklama mevcut değildir. Sözkonusu şahsi sorumluluk öteki sermaye şirketlerine nazaran limited şirketlere getirilen ilave bir sorumluluk olduğundan kanımızca hangi yıla ait olursa olsun konulan sermaye miktarı kadar amme borcunun ödenmesi ile bu sorumluluk sona erer. Danıştay Üçüncü Daire de 1990/649 sayılı kararında Limited Şirket ortaklarının sermayeleri kadar sorumlu olmalarının her borcu veya her yıl için olmayıp, bütün borçlar ve zamanlar için olduğunu belirtmiştir.
4- Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu
a) Genel Açıklama
Kanuni Temsilcilerin sorumluluğu, daha önceki bölümlerde yer verdiğimiz üzere Vergi Usul Kanunu'nun 10 ve 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun mükerrer 35. maddesinde düzenlenmiştir.
Tüzel kişilerin mükellef ve vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara ait vergilendirme ile ilgili ödevler kanuni temsilciler tarafından yapılır. Daha önceki bölümlerimizde Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited Şirketlerde kanuni temsilcilerin kimler olabileceği ve genel olarak sorumluluk kapsamlarını açıklamıştık. Sözkonusu kanuni temsilciler vergilendirme ile ilgili görevlerin yapılmasından V.U.K.'nun 10. maddesi, amme alacağının ödenmesinden ise 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi ile sorumludur.
Bu hükümlere göre tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin görevlerini yerine getirmemeleri sonucu meydana gelen ve tüzel kişinin malvarlığından alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar ile vergi cezası kanuni temsilcinin malvarlığından tahsil edilir. Kanuni temsilcinin malvarlığına müracaat edilebilmesi için kasıt ve ihmalin bulunup bulunmaması önemli değildir. Sadece görevin yerine getirilmemiş bulunması yeterlidir.
Ayrıca vergi ve buna bağlı alacaklar ile cezanın tüzel kişiliğin malvarlığından alınamamış olması gerekir. Ancak kanuni temsilcilerin malvarlığından bu şekilde alınmış vergi ve cezalar için tüzel kişiliğe rücu edilebilir.
Vergi cezaları dışında kalan ve ceza mahkemelerince hükmolunacak cezalar bakımından, özellikle hapis cezaları açısından, kanuni temsilcilerin sorumluluğu sözkonusudur. (V.U.K. 333)
Tüzel kişilerde birden fazla kanuni temsilci olabilir. Bu durumda ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin sorumluluk şekline bakılması ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanların şirketin borcunun tamamından ve uygulanacak cezalardan ayrı ayrı sorumlu olması gerekmektedir.
Daha önce açıklandığı üzere Limited Şirketlerde ortaklardan biri veya birkaçı kanuni temsilci olabileceği gibi dışardan üçüncü bir şahısda kanuni temsilci olabilir. Bu durumda kanuni temsilci olmayan ortaklar 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun 35. maddesi gereğince, kanuni temsilciler ise (ortak olsun veya olmasın) 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nun mükerrer 35. maddesi gereğince şirket borcundan sorumlu olacaklar ve haklarındaki takibat işlemleri bu maddeler uyarınca yapılacaktır. Ancak, şirket payını, usulüne göre bir başkasına devreden ortağın ve kanuni temsilci sıfatı sona eren ve ortaklık sıfatı taşımayan kişilerin bu durumu ticaret sicil memurluğuna bildirilerek tescil ve ilan ettirdikleri tarihten sonra oluşan borçlardan herhangi bir sorumluluğu olamaz. Danıştay çeşitli kararlarda tescil ve ilan olgusunu temel almaktadır. Kanuni temsilci sıfatı sona eren ortağın ise 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca sorumluluğu devam eder.
Tüzel kişilerin tasfiye edilmiş veya tasfiye halinde bulunmaları, kanu- • ni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Tasfiyeye girildiği tarihten sonra oluşan borçlardan ise tasfiye memurları sorumlu olup, bu sorumluluk aşağıdaki bölümde açıklanacaktır.
b- Kanuni Temsilcilerin Vergi İdaresine Bildirilmesi
Limited şirketlerin yeni işe başlamaları durumunda "İŞE BAŞLAMA/BIRAKMA BİLDİRİMİ" ne,
— Şirketin ana sözleşmesinin noter onaylı bir örneği,
— Şirketin Ticaret Siciline kaydına ait belgenin bir örneği,
— Şirketi temsile yetkili kişilerin noter onaylı imza sirkülerini eklemek zorundadırlar (Vergi Daireleri İşlem Yönergesi Md.8)
Diğer taraftan, kanuni temsilcilerin sonradan değişmesi durumunda, Maliye Bakanlığınca yayınlanan 390 numaralı Tahsilat Genel Tebliğinde, Anonim Şirketlerin bu hususu Vergi Dairelerine bildirim zorunluluğu bulunmasına karşın, Limited Şirketlerin böyle bir zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bu durum idare ile limited şirket ortakları (veya kanuni temsilcileri, eski şirket müdürleri) arasında gereksiz yere ihtilafların oluşmasına neden olmaktadır. Zira şirket malvarlığmdan tahsil edilemeyen amme alacakları, yetkisi ve sorumluluğu olmayan kişilerden istenebilmektedir.
Danıştay Dördüncü Dairenin 21.11.1995 tarih ve 1995/4786 sayılı kararı buna örnek olarak gösterilebilir. Bu nedenle Maliye Bakanlığı'nın V.U.K. 148, 149 maddelerindeki yetkisini kullanarak 390 nolu Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamaları Limited Şirketleri de kapsayacak şekilde yeni bir tebliğ ile düzenleme yapması gerekmektedir.
c- Ceza Mahkemelerinde Hükmolunacak Hapis Cezalarında Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 333'ncü maddesinin üçüncü fıkrasında; "Bu Kanunun 344(1-6 numaralı bentlerine giren fiiller) ile 358 ve 361. maddelerinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359, 360 ve 361. maddelerinde ön görülen cezalar tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin adına hükmolunur." denilmektedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 344'ncü maddesi kaçakçılık, 358'nci maddesi kaçakçılığa teşebbüs, 361'nci maddesi de bilgi vermeme ve 257'nci madde hükümlerine uymama fiillerini kapsamaktadır.
Bu fiillerin işlenmesi durumunda verilecek cezalar ise (V.U.K. md. 359, 360, 361) ceza mahkemelerince hükmolunan ve gerekli koşulların mevcudiyetinde hürriyeti bağlayıcı nitelikte olan cezalardır. Bu nedenle suçun işlendiği tarihteki kanuni temsilciyi belirlemek büyük önem taşımaktadır. Zira şirketin kanuni temsilcisi değişmiş ise suçun işlendiğinin tespit edildiği tarihteki kanuni temsilciyi sorumlu tutmak mümkün değildir.
Bilindiği üzere, genel ceza hukukunun başta gelen prensiplerinden biri, cezaların gerçek kişiler adına düzenlenmiş olmasıdır. Aynca cezanın suçu bilfiil işleyen kimseye çektirilmesi de cezada şahsilik prensibinin gereğidir. Dolayısıyla cezaya muhatap olacak kanuni temsilcinin; suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı dikkate alınmak ve temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılmak suretiyle tayini gerekmektedir. (V.U.K. Gnl. Tb.113)
V.U.K.'nun 367. maddesinde yukarıda belirtilen fiilleri tespit eden inceleme elemanlarının, (Maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların muavinleri ve gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri, doğrudan doğruya, vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın mütalaasıyla) bu fiilleri Cumhuriyet Savcılığına bildirmeleri gerekliliği belirtilmiştir. Sözkonusu hüküm uyarınca inceleme elemanları kaçakçılık suç duyurusu raporu yazmakta, şirketlerin suçtan sorumlu kanuni temsilcilerini belirlemekte ve bu kişiler hakkında kamu davasının açılmasını istemektedir. Bu nedenle inceleme tutanaklarının, şirketin suçtan sorumlu kanuni temsilcisini belirlemesi ve inceleme tutanaklarını bu kişilere imzalatması, yazılacak raporların doğruluğu açısından çok önemlidir.
5- Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu
Tasfiye memurlarının sorumluluğu Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 34 ile 6183 Sayılı A.A.T.U.H.K.'nun 33. maddesinde düzenlenmiştir.
Kurumların tasfiyesinde vergilendirmeye ilişkin ödev ve sorumluluklar, bu dönem itibariyle kanuni temsilci durumunda bulunan tasfiye memurlarına yüklenmiştir.
Sözkonusu kanun maddeleri uyarınca, tasfiye memurları tasfiye olunan kurumun tahakkuk etmiş veya tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergilerini ödemeden yahut bu vergilerle ilgili karşılık ayırmadan ortaklara hisselerine mahsuben ödeme yapamazlar. İflas nedeni ile yapılan tasfiyelerde yine bu ödemeleri yapmadan veya karşılık ayırmadan İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesini 6. sırasındaki alacaklılara ödemede bulunamazlar. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamlannca vergi cezalarından, şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak tasfiye memurları bu sorumluluk uyarında şahsi malvarlıklarından karşıladıkları vergi asılları için, tasfiyeden pay alan ortaklara veya paylaştırma yapılmış olmak ve ortak tasfiye paylan vergileri karşılamaya yetmemek kaydıyla sözkonusu vergiler için alacaklılara da rücu edebilirler. Tasfiye memurlarının vergi cezalan, gecikme zammı ve faizler için hiçbir rücu hakları yoktur.
Tasfiye memurlarının bu sorumluluğu Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen vergi incelemesinin sonuçları alınıncaya kadar devam eder. Tasfiye neticelerinin vergi idaresince incelenip kabul edilmemesi halinde, çıkan vergi ve buna bağlı alacaklar ile cezalardan dolayı tasfiye memurlarının sorumluluğu devam eder. Tasfiye neticeleri vergi idaresince incelenip kabul edilmesi halinde tasfiye memurlannın sorumluluğu sona erer.
6- İflas İdaresinin Sorumluluğu
İflas halinde, tasfiye iflas idaresi tarafından yürütüldüğünden kanuni temsilci de iflas idaresidir. İcra İflas Kanunu'nun 223. maddesine göre iflas idaresi üç kişiden oluşmasından dolayı, bu durumda bu üç kişide kanuni temsilci sıfatı ile kendi dönemleri ile ilgili olarak limited şirketin amme borçlarından sorumlu olacaklardır.
IV - SONUÇ
Vergi kanunlarımız, vergisel ödevlerin yerine getirilmesinde, limited şirketin tüzel kişiliğine birincil sorumluluk vermekle birlikte, bu sorumluluğun tam olarak yerine getirilmesi sonucunda kanuni temsilcilere sınırsız sorumluluk getirilmiştir. Bu nedenle kanuni temsilcilerin kimler olduğunun tespiti ve bunların idarece de bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Limited şirketlerin kuruluşlarında kanuni temsilcilere ilişkin bildirim yapma zorunluluğu bulunmasına karşın sonradan kanuni temsilcilerin değişmesi durumunda bu değişikliğin bildirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bakanlığın bir an önce konuya ilişkin olarak bir düzenleme getirmesi idareyle mükellef arasında bir çok ihtilafların olmasını önleyecektir.
Diğer taraftan idareyle mükellef arasında gereksiz ihtilafların önüne geçilmesi amacıyla, limited şirketlerin kanuni temsilcilerin kimlerden oluştuğu, sorumluluk dönemleri dikkate alınarak gerek Ticaret Sicil Gazetesinde, gerekse noter onaylı imza sirkülerinde öncelikle tespiti yapılarak, vergisel işlemlerin buna göre yönlendirilmesi gerekir.
(1) Maliye Bakanlığı 387 Sayılı Tahsilat Genel Tebliği
(2) Danıştay 4. Daire 20.09.1994, Karar No: 1994/4186 Danıştay 3. Daire 18.02.1993, Karar No:1993/850 Danıştay 4. Daire 19.06.1995, Karar No: 1995/2980